• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/
  • https://plus.google.com/https://www.google.com.tr//posts
  • https://twitter.com/
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim

8.Sınıf 1.ünite özetleri





8.SINIF: 1.ÜNİTE : KAZA VE KADER

Allah Her Şeyi Bir Ölçüye Göre Yaratmıştır

Çevremizdeki varlıklara dikkat ettiğimizde her şeyin belirli bir ahenk ve düzen içerisinde hareket ettiğini görürüz. Allah, kâinatta bulunan her şeyi bir plan ve ölçü içerisinde yaratmıştır.

Bu ölçü, evrendeki varlıkların uyumlu bir sistem oluşturmalarını sağlamıştır.

Allah’ın yarattığı hiçbir şeyde düzensizlik ve dengesizlik görülmez. Allah insandan evreni incelemesini, ondaki uyum ve denge üzerinde düşünmesini istemiştir: “Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabb’imiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen yücesin. Bizi cehennem azabından koru!” ayeti bu konuya örnektir.

Canlılar, nefes alabilmek için oksijene ihtiyaç duyarlar. Bazı canlılar oksijen tüketip karbondioksit açığa çıkarırlar. Bitkiler ise besin üretmek için karbondioksit kullanıp oksijen üretirler.

Bu durum canlıların yaşamı için Allah’ın koymuş olduğu kanunlardan biridir.

Evren ile içindeki varlıkların belli düzen ve ölçüye göre yaratıldığı Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifadeedilmektedir: “Biz her şeyi bir ölçüye (bir düzene, plana) göre yarattık.” Her şeye hayat veren ve varlığı belli bir amaca göre yaratan Allah’tır. Yaratma, sürekli olarak devam etmektedir. 

Kur’an-ı Kerim’de evrendeki ölçü ve dengeye şöyle dikkat çekilmiş ve insanın buna göre hareket etmesi istenmiştir: “Güneş ve Ay bir hesaba göre (hareket etmekte)dir. Yıldızlar ve ağaçlar (Allah’a) secde ederler. (Allah’ın koyduğu ölçülere göre hareket ederler.) Göğü Allah yükseltti ve mizanı (dengeyi) o koydu. Sakın dengeyi bozmayın.”1 Allah’ın her şeyi belli bir ölçüye göre yarattığı başka bir ayette şöyle belirtilir:

“...Her şeyi yaratmış, ona bir ölçü, biçim ve düzen vermiştir.” Bir diğer ayette ise güneş ve ayın belli bir yörüngede döndüklerinden şöyle bahsedilmektedir:

“Geceyi ve gündüzü, Güneşi ve Ayı yaratan odur. Her biri bir yörüngede hareket

etmektedir.”3 Allah, evreni yaratıp düzene koymuştur. Örneğin yağmurun bir ölçüye göre indirildiği şöyle haber verilmektedir: “Gökten bir ölçüye göre suyu indiren odur. Biz onunla (kupkuru), ölü bir memlekete hayat veririz...”

Allah her şeyi yerli yerinde yaratmıştır. İnsan ve hayvanları yaratmadan önce, yeryüzünü onların yaşamalarına uygun bir şekilde hazırlamıştır. Hayat, onun yarattığı düzen ve denge içerisinde sürüp devam etmektedir. Bize düşen evrendeki düzeni korumaktır. Bu harika düzeni keşfetmeye yönelik yapılan bilimsel araştırmalar, Allah’ın her şeyi ölçülü bir şekilde yarattığı gerçeğini anlamamıza katkı sağlamaktadır.

Kader ve Evrendeki Yasalar

Allah, evrenin düzeni ve işleyişini birtakım yasalara bağlamıştır. Bunların başında fiziksel yasalar gelir. Fiziksel yasalar; madde ve enerjinin oluşumu, değişimi, yapısı, hareketi ve maddeler arası ilişkilerle ilgili prensiplerdir. Deney, gözlem ve araştırmalar neticesinde anlaşılabilen bu yasalar değişmez olup evrensel bir niteliğe sahiptir ve Allah’ın evrende yarattığı düzenin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olur. Örneğin evrendeki cisimler, birbirlerini bir kuvvetle çeker ve iterler. Cismin kütlesi ne kadar büyük olursa çekme ve itme kuvveti o kadar büyük olur. Böylece çekme ve itme kuvveti dengelenmiş olur. Güneş, bu kuvvetle gezegenleri kendine doğru çeker ve onların yörünge üzerinde kalmalarını sağlar. Fiziksel yasalar; Allah’ın üstün kudret sahibi olduğunu ve her şeyi hakkıyla bildiğini gösterir.

 Bu konuda Allah şöyle buyurur:

“Onlara bir delil de gecedir ki biz ondan gündüzü sıyırıp çekeriz de birden karanlığa gömülürler. Güneş de (bir delildir onlara), akar gider yörüngesinde.

İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın yaratmasıdır...”

Biyolojik yasalar; canlıların yapısı, beslenmesi, korunması, gelişmesi ve üremesiyle ilgili yasalardır. Her şeyi bir sebebe bağlayan Allah; bitki, insan ve hayvanların yaratılışını biyolojik yasalara bağlı kılmıştır. Örneğin Allah bütün canlıları çift olarak yaratmıştır. Kur’an-ı Kerim’de bu hususta şöyle buyurulmaktadır: “Yeri döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan

ve orada bütün meyvelerden çift çift yaratan odur. Geceyi de gündüzün üzerine o örtüyor. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için ibretler vardır.”2

Evrendeki biyolojik yasalara uygun olarak her canlı türü farklı üreme şekilleriyle dünyaya gelmektedir. Örneğin bitkilerdeki üremeyi sağlayan tozlar rüzgarla bir bitkiden başka bir bitkiye taşınırlar ve birbirlerini aşılarlar. Hayvanların bir kısmı yumurtlama ve bir kısmı da insanlar gibi doğum yoluyla ürerler. İnsanların yaratılış gerçeği hakkında Allah şöyle buyurur: “(Ey insanlar!) Biz sizi basit bir sudan yaratmadık mı? İşte o suyu, belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik, sonra da ona ölçülü bir biçim verdik...”3

 Allah, toplumsal olaylar arasında var olan sebep-sonuç ilişkisini gösteren yasala koymuştur. Bunlara toplumsal yasalar denir. Örneğin gelir dağılımının adil olduğu toplumlarda yoksulluk azalır, adaletin olmadığı toplumlarda barış bozulur. Eşitlik ve adalet yoksa toplumda bunalım ve kargaşa ortaya çıkar.

Toplumsal yasalar Kur’an-ı Kerim’de “sünnetullah” kavramıyla dile getirilir. Sünnetullah, Allah’ın evrene koymuş olduğu yasalardır. Bir ayette bu durum şöyle

ifade edilir: “…Sen Allah’ın yasasında (sünnetullahta) hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın yasasında asla bir sapma da göremezsin.”2 Kur’an-ı Kerim, toplumsal yasaların işleyişi hakkında düşünmeyi ve buna göre davranmayı öğütler: “Onlar yeryüzünde gezip kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmazlar mı?...”3

Toplumsal bozulma ve çöküntü, toplumun tümünü etkiler. Yüce Allah’ın belirlediği değişmez toplumsal yasaları (sünnetullah) dikkate almayan toplumların çöküşü kaçınılmaz olmuştur. Kur’an’da anlatılan peygamber kıssalarına bakıldığında peygamberlerin uyarılarına aldırış etmeyen toplumların ağır bedel ödedikleri görülür.

Toplumsal yasaları bilmek, insanların çevresiyle uyum içerisinde yaşamalarını sağlar. İnsanların birbirlerinin hak ve hukuklarına özen göstermelerini ve zarar verici davranışlardan kaçınmalarını gerektirir. Yapılan haksızlığın sadece haksızlık yapanı değil, bütün toplumu etkileyeceği konusunda Kur’an’da şöyle buyrulur: “(Öyle) Bir fitneden sakının ki aranızdan yalnız haksızlık edenlere erişmekle kalmaz (hepinize erişir)...”4 Bu bakımdan adalet, sağlık ve güvenlik konularında toplumsal bilincin oluşması, toplumun huzuruna katkı sağlar. Bizler de toplumsal yasalar gereği, başkalarına iyilikte bulunmalı ve yararlı birey olmaya çalışmalıyız.

 İnsan İradesi ve Kader 

Akıl ve irade sahibi olan insan; düşünce, söz ve davranışlarında özgür bir varlıktır. İnsan, bu özgür irade ve akıl sayesinde iyiyi kötüye, doğruyu da yanlışa tercih edebilir. İnsanın iradesi denildiğinde genel olarak en az iki seçenekten birini tercih etme gücü anlaşılır. İnsan yaratılış bakımından diğer varlıklardan farklıdır. Özellikle tercih hakkı onu diğer varlıklarda ayırır. Özgür iradesiyle seçim yapabilen insan, bundan dolayı işlediklerinden sorumlu tutulmuştur.

Allah, peygamberler göndererek nelerin iyi ve nelerin kötü olduğunu insanlara açıklamıştır.

Bu konuda Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır: “Ona iki yolu (iyi ve kötüyü) gösterdik.”

İnsan, irade ve seçme hürriyetiyle dilediği davranışı gerçekleştirir. Kur’an’da iyi-kötü, doğru-yanlış olan söz ve davranışlar açıklanmış, bunların seçimi ise insana bırakılmıştır.

Bu hususla ilgili bir ayette insanın tercih özgürlüğüne şöyle vurgu yapılmıştır: “Kim doğru yolu seçerse bunu ancak kendi iyiliği için seçmiş olur, kim de doğruluktan saparsa kendi zararına sapmış olur. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü üstlenmez…” Dinimiz akıl sahibi olmayı sorumluluğun şartlarından saymıştır. Bu bakımdan akıl ve özgür irade sahibi insan, sorumluluğu başkasında aramaz. Yaptıklarının kendisine ait olduğu bilinciyle sonucuna katlanamayacağı davranışlardan uzak durur.

 İnsanın Özgürlüğü ve Sorumluluğu 

İnsanın özgürlüğü, zorlama ve baskı olmadan kendi iradesiyle karar vermesidir. Sorumluluk ise verdiği karar sonrasında doğan sonuçları kabul etmesidir. İslam dini, söz ve davranışlardan sorumlu tutulmayı akla ve özgür iradeye bağlı kılmıştır. Akıl ve irade sahibi olmayan diğer tüm canlılar, yaptıkları davranışlardan sorumlu tutulmazlar.

İnsanın sadece kendi yaptıklarından sorumlu tutulacağı, Kur’an-ı Kerim’de şöyle dile getirilir:

“…Hiçbir kimse başkasının günahını yüklenmez…” Allah adalet sahibidir ve kullarına asla zulmetmez. İnsan, aklı ve özgür iradesiyle ortaya koyduğu söz ve davranışlarından sorumlu tutulur. İnsan kendi iradesiyle karar verir ve seçimini yapar. İyi tercihin karşılığında sevap, kötü tercihin karşılığında ise günah kazanır.

Allah, insanoğluna akıl ve irade yanında iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt etmesi için rehber olarak ilahî kitaplar ve peygamberler göndermiştir. Din seçiminde ise insanı özgür bırakmış ve bu konuda şöyle buyurmuştur: “Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır...”3 Yüce Allah bütün insanların inanmasını istemekle birlikte iman konusunu insanın özgür iradesine bırakmıştır. Allah, Kur’an’da gerçekleri ve doğruları açıklamış

ve insanın, tercihlerinin sonuçlarına katlanması gerektiğini şöyle bildirmiştir: “Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.”4

 İnsanın Çabası: Emek ve Rızık

“Gerçekten insan için kendi çalışmasının karşılığından başka birşey yoktur.”

“Allah, gökleri ve yeri yerli yerince yaratmıştır.Böylece herkes kazancına göre karşılık görür. Onlara haksızlık edilmez.

Peygamberimiz bu konuyu şöyle dile getirir: “Sizden herhangi birinizin sırtına bir bağ odun yüklenip satması,dilenmesinden hayırlıdır…buyurmuştur.

“Allah’ın sana verdiğinden (onun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu

iste; ama dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de (insanlara) iyilik et…”

Emek : Bir iş için zihinsek ve fiziksel güç harcamaya emek denir.

Rızık : Allah’ın canlıya yaşamın devamı için vermiş olduğu her türlü yiyecek içecek türünden her şeye denir.

 Dünya Hayatının Sonu: Ecel ve Ömür

Her canlının sahip olduğu yaşam süresine ömür denir. Bu ömrün sona ermesine de ecel denir.

“Allah’ın izni olmadan hiçbir kişi ölmez. (Ölüm) Belirli bir süreye göre yazılmıştır...”1 ayeti hayatın ve ölümün Allah’ın elinde olduğunu bildirir. 

Dünyada yaşayan varlıkların kendilerine biçilmiş birer tabii ömrü olduğu gibi uçsuz bucaksız evrenin de bir sonu vardır. Kur’an, evreni oluşturan varlıkların da sonlu olduğuna şöyle işaret eder:

“…(Güneş ve Ay’dan) her biri, belirlenmiş bir süreye kadar hareketlerini sürdürürler…”

Dünya hayatının sona erip yeni bir hayatın başlamasına kıyamet denir. Kıyametin vaktini belirleyen de Allah’tır. Kıyametin vaktini ancak Allah bilir. Bu konu Kur’an’da şöyle açıklanır: “Kıyametin ne zaman kopacağı hakkındaki bilgi, ancak Allah’ın katındadır…”

Yüce Allah; kendisine inanmanın, güzel söz sarf etmenin ve iyi davranış sergilemenin karşılıksız

kalmayacağını şöyle dile getirir: “Allah, inanıp iyi işler yapanları ödüllendirir. Onlar için büyük bir bağışlanma ve güzel bir rızık vardır.”6

İnsan, hayatın bir sonunun olduğunu bilerek Allah’ın kendisine bağışladığı ömrü iyi değerlendirmelidir. Müslüman, hayatın her anında güzel davranışlar sergilemeye çalışmalı ve çevresine faydalı bir insan olmaya gayret etmelidir.

Allah’a Güvenmek (Tevekkül

Tevekkül; Allah’a teslim olmak, güvenmek, dayanmak ve ona sığınmak demektir. Dinî bir terim olarak tevekkül, bir işi yaparken elinden gelen gayreti göstermekle birlikte kalben Allah’a bağlanıp ona güvenmek, sonucu ondan beklemek demektir. İnsan, tarlayı sürer, tohumunu eker, gerekli sulama ve bakımı yaptıktan sonra gerisini Allah’a bırakır.

İslam dininde tevekkül inancının önemli bir yeri vardır. Kur’an’da bu konuda şöyle buyrulur: “…Kim Allah(ın yasakların)’dan sakınırsa (Allah) ona bir çıkış (yolu) gösterir.

Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a dayanırsa Allah, ona yeter…”1 Bir ayette ise tevekkül edip Allah’a inanmak mümin olmanın gereklerinden sayılarak şöyle buyrulmuştur: “…Eğer müminler iseniz ancak Allah’a güvenin.”

İslam’a göre yalnızca Allah’a tevekkül edilir. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmuştur: “…

 İnananlar yalnız Allah’a dayanıp güvensinler.”3 Bir diğer ayette ise güvenip sığınacağımız varlığın ölümsüz ve daima diri olan Allah olduğu şöyle ifade edilir: “Ölümsüz ve daima diri olan Allah’a güvenip dayan…”

 Gerekli tedbirleri aldıktan sonra Allah’a dayanıp güvenmek gerekir. Örneğin hastalıktan kurtulmak için öncelikle hastaneye başvurmalı, hastalığın teşhis ve tedavisi doktor gözetiminde yapılmalıdır. Bereketli ve bol kazanç isteyen esnafın önceliği ise dürüst davranmak olmalıdır. Herkesin kendi işini en iyi şekilde yapması Allah’a olan tevekkülün gereğidir.

Bir adam Peygamberimize gelerek, “Hayvanımı bağlayarak mı yoksa serbest bırakarak mı Allah’a tevekkül edeyim?” diye sormuştu. Peygamberimiz ona, “Bağla ve tevekkül et!” buyurdu.

Peygamberimiz, yaşadığı birçok olayda öncelikle tedbirini almış sonra Allah’a tevekkül etmiştir. Örneğin Hendek Savaşı’nda sahabeden Selman-ı Farisi’nin teklifini kabul etmiş, Medine şehrinin etrafına hendek kazdırmıştır. Böylece düşmanın girmesine engel olunmuştur.

Bizler de bir işe başlamadan önce gerekli tedbirleri almalı ve uzman kimselere danışmalıyız.

Sonrasında kararımızı verip sonucun hayırlı olması için Allah’a güvenip ondan yardım istemeliyiz.

Ayete’l-Kürsi ve Anlamı

 Bakara suresinin 255. ayetidir. İçinde “kürsi” kelimesi geçtiği için bu ayete “Ayete’l-Kürsi” denilmiştir. Bu ayet, Allah’ın yüce sıfatlarını ve eşsiz kudretini anlatmaktadır.

 Okunuşu

 Bismillâhirrahmânirrahîm.

Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te’huzühû sinetün velâ nevm, lehû

mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, men zellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih, ya’lemü mâ beyne eydîhim ve mâ halfehüm, ve lâ yühîtûne bi şey’in min ilmihî illâ bimâ şâ’,vesia kürsiyyühüs semâvâti vel ard, ve lâ yeûdühû hifzuhümâ, ve hüvel aliyyül azîm.

 Anlamı

Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. Onu ne uyuklama tutar ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi onundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olankimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise onun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. Onun sonsuz kudreti, gökleri ve yeri kaplar. Onları görüp gözetmek ona ağır gelmez. Gerçekten yüce ve büyük olan yalnızca odur.


 


Yorumlar - Yorum Yaz


Saat
Duyurular
Anket
Sitemizin yeni tasarımı hakkındaki düşünceniz nedir?
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 15° 12°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam41
Toplam Ziyaret139906
Admatic