• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/
  • https://plus.google.com/https://www.google.com.tr//posts
  • https://twitter.com/
    • www.dindersindeyiz.net
    • SİNOP İSTİKLAL ORTAOKULU-YASİN SERÇE
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim

8.Sınıf 3.ünite özetleri




NELER ÖĞRENECEĞİZ?

Bu üniteyi tamamladığınızda:
1. Güzel davranışlara Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatından örnekler öğreneceksiniz.
2. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) örnek davranışlarının toplumsal hayattaki önemini
öğreneceksiniz.
3. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) olaylar karşısındaki tutumlarından hareketle örnek
davranışlarına yönelik çıkarımlar öğreneceksiniz.
4. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hikmetli sözleriyle insanları iyiye ve güzele yönlendirdiğini
örneklerle öğreneceksiniz.
5. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) doğa ve hayvan sevgisiyle ilgili davranışlarına örnekler
vererek doğayı ve hayvanları koruma konusunda duyarlı olmayı öğreneceksiniz.

Bu ünitede Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatındaki güzel davranışların neler olduğuna dair örnekler verilmektedir. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) sahip olduğu bu örnek davranışların İslam dininin yayılmasındaki etkisi göz önünde bulundurularak
bu örnek davranışların toplumsal hayattaki önemi belirtilmektedir. Bizlerin de Hz.
Muhammed’in (s.a.v.) hayatındaki bu güzel davranışlardan hareketle kendi davranışlarımıza yönelik çıkarımlarda bulunmamız istenmektedir.



1. Hz. Muhammed İnsanlara Değer Verirdi.

İslam dinine göre her insan, Allah’ın yarattığı üstün varlık olduğu için değerlidir
ve saygıya layıktır. Hz. Muhammed (s.a.v.), Allah’ın insana verdiği değerin bilincindeydi.
Çevresindeki tüm insanlara değer verirdi. O, insanlarla ilişkilerinde Kur’an’ın:
“Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.” (Tin Suresi,4.ayet) ”Ant olsun,
biz insanoğlunu şerefli kıldık.” (İsra Suresi,70.ayet) şeklindeki ayetlerini dikkate almış
ve bu bilinçle yaşamıştır.
Hz. Peygamber kendini hiçbir zaman başkalarından üstün görmezdi. Kendisiyle
konuşmak isteyenleri dikkatle dinlerdi. Bir yere konuk olarak gittiğinde kendisi
için ayağa kalkılmasını istemez, boş olan bir yere otururdu.

Hz. Muhammed (s.a.v.), Müslüman olmayan komşularına da iyi davranır, hastalandıklarında
onları ziyaret eder, bir yakınları öldüğünde yanlarında olurdu. Hz.
Peygamberimizin farklı dinlere inanan insanlara değer vermesiyle ilgili yaşanan bir
olayda şudur: Bir gün bir cenaze geçiyordu. Peygamberimiz, hemen ayağa kalktı.
Bunun üzerine yanındakiler, cenazenin bir Yahudi’ye ait olduğunu belirtince Peygamberimiz:
“O bir insan değil mi?” buyurdu. (Tirmizi, Diyat, 8)
Hz. Muhammed (s.a.v.) insanlar arasında hiçbir ayrım yapmaz, ayrım yapanları
da uyarırdı. Peygamberimiz, toplumda zengin-fakir, efendi-köle, zenci-beyaz, herkese
eşit davranırdı. Hangi inanç ya da düşüncede olursa olsun herkese değer vermişti.

2. Hz. Muhamme d Güvenilir Bir İnsandı

Hz. Muhammed (s.a.v.) güvenilir bir insandı. O, sözleriyle, yaşayışıyla ve davranışlarıyla
insanlığa örnek olmuştur. Yaşamı boyunca Yüce Allah’ın: “...Emrolunduğun
gibi dosdoğru ol!” buyruğunu kendisine ilke edinmiştir.
Hz. Peygamber çocukluğundan itibaren bireysel ve sosyal ilişkilerinde güven
duyulan bir kişiydi. Onun yalan söylediği, sözünde durmadığı, bir kimseyi incittiği,
başkasına zarar verecek davranışlarda bulunduğu görülmemiştir. Bu özellikleriyle o,
kendisine peygamberlik gelmeden yaşadığı toplumun güvenini kazanmıştır.

Güzel ahlakı, ticaretteki dürüstlüğü, insanlara karşı tutumu, hoşgörülü ve
güler yüzlü oluşu Hz. Muhammed’in (s.a.v.) kısa zamanda herkes tarafından tanınmasını
sağladı. Bu yüzden kendisine Mekke halkı tarafından “Muhammed’ül
Emin”(Güvenilir Muhammed) lakabı verilmişti. O, dürüstlüğü ile toplumda herkes
için örnekti. Nitekim peygamberliğini ilan ettiği zaman bile hiç kimse ona “yalancı”
dememiş ama değişik nedenlerden dolayı inanmamışlardı.

Onun güvenilir olduğunu şu örnek bizlere açıkça göstermektedir: Hz. Muhammed
(s.a.v.), davetini genişletmek amacıyla Mekke’de bulunan Safa Tepesi’ne çıktı.
Buradan bütün Mekke halkına seslenmek istiyordu. Peygamberimiz, orada toplananlara:
“Size şu tepenin arkasında bir düşman ordusunun bulunduğunu haber
versem bana inanır mısınız?” diye sordu. Tepenin etrafında bulunan halk hep
bir ağızdan: “Evet, inanırız. Çünkü senin yalan söylediğini hiç duymadık.” dedi.
İçinde yaşadığı toplumda Hz. Muhammed (s.a.v.)’e öylesine bir güven oluşmuştu ki
birçok kişi Müslüman olmamasına rağmen gönül rahatlığıyla değerli eşyalarını ona
emanet ediyordu.

3. Hz. Muhamme d Bilgiye Önem Verirdi

Peygamberimiz okuma - yazma öğretilmesine ve insanlara yararlı olacak her
türlü bilgiye büyük önem vermiştir. Peygamberimiz Medine’ye hicret ettiğinde hemen
bir mescit yaptırmıştır. Bu mescidin bir bölümünü de eğitim faaliyetlerine ayırmıştır.

Hz. Muhammed (s.a.v.) nerede ve kimden olursa olsun faydalı ilimlerin öğrenilmesini teşvik etmiştir. Örneğin Peygamberimiz Bedir zaferinde esir düşen düşman askerlerinden okuma - yazma bilenlerin Medineli on Müslümana okuma
- yazma öğretmesi karşılığında serbest bırakılmasını istemiştir. Yine Medine
de Mescid-i Nebevi’nin inşasında mescidin duvarına bitişik olarak “suffa” denilen bir
bölüm yaptırmış ve sahabe burada ilim tahsil etmiştir.
Allah, Kur’an-ı Kerim’de bilenlerle bilmeyenlerin bir olmayacağını belirtir.
Kur’an “Oku.” emriyle başlar. Bilmediğimiz konuları öğrenmemizi tavsiye eder. Peygamberimizin
konuyla ilgili bir hadisi şöyledir: “Bilgi öğrenmek amacıyla yola çıkan
kişi, dönünceye kadar Allah yolundadır.” (Tirmizi, İlim, 2). Başka bir sözünde: “İlim
müminin yitik malıdır, onu nerede bulursa alsın.”(Tirmizi, İlim, 19) buyurarak nerden gelirse gelsin ilim tahsilinin önemine dikkat çekmiştir.

Peygamberimiz bilgi öğrenmede kadın erkek ayrımı yapmazdı. Konuyla ilgili
bir sözünde: “İlim tahsil etmek her Müslüman erkek ve kadına farzdır.” (İbn-i Mace,
Mukaddime, 17) buyurmuş, kendisine gelen ilahi buyrukları erkeklere tebliğ ettiği
gibi kadınlara da tebliğ ederdi. Kadınlar da camiye gider, ibadet eder, Peygamberimizin
konuşmalarını dinlerlerdi. Hatta Peygamberimiz, haftanın bir gününü kadınların
eğitimine ayırmıştı. Böylece onların arasından dini iyi bilen kadınlar yetişti.
Peygamberimizin eşi Hz. Aişe, onlardan biridir.

4. Hz. Muhamme d Danışarak İş Yapar dı.

Hz. Muhammed (s.a.v.) danışarak iş yapardı. O, zaman zaman çevresindeki
bilgi sahibi kişilerin görüşlerine başvururdu. Herhangi bir konuda karar vermeden
önce işin uzmanı olan kişilerle görüşür, onların görüşlerini alırdı. Bu görüş ve fikirler
çerçevesinde çoğunluğun verdiği ortak karara uyar ve bu kararı uygulardı. Hz.
Peygamberin bu şekilde hareket etmesi, Al-i İmran Suresi’nin 159. ayetinde şöyle
belirtilmiştir: “… (Ey Peygamber) işlerinde onlarla fikir alışverişinde bulun…”

Müslümanların bir işe karar verirken fikir alışverişinde bulunmalarının dindeki
karşılığı istişaredir. İstişare, İslam dininin ilk kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’de açık bir
şekilde emir ve tavsiye edilmektedir. Allah, Ali İmran Suresi’nin 159. ayetinde: “...İş hakkında onlarla müşavere et (danış). Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.” buyurarak, danışma prensibinin İslam’daki önemini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Hz. Peygamber’in hayatında istişare ile ilgili pek çok örnek vardır. Nitekim ilk
vahiy geldiğinde, bu olağanüstü durumu eşi Hz. Hatice ile paylaşmıştır. Bu konu
hakkında Hz. Hatice’nin amcasının oğlu Varaka ile görüşmeye gitmiştir. Kızlarını evlendirme
konusunda ailesiyle istişare ederek karar vermiştir. Hendek Savaşı’ndan
önce Müslümanları toplayıp şehrin savunması konusunda onların görüşlerine başvurmuştur.
Sonrada Selman-ı Farisi’nin ortak karar olarak kabul gören önerisi, Peygamberimiz
tarafından da kabul edilmiş ve uygulamaya konulmuştur

5. Hz. Muhamme d Merhametli , Hoşgör ülü ve Affedici ydi.

Merhamet, herhangi bir canlıya karşı acımak, şefkat göstermek demektir. Şefkat
ve merhamet insanı yücelten ulvi duygulardandır. Bu duygular Allah tarafından
insana verilen duygulardır. Nitekim Allah’ü Teâlâ’nın esma-i hüsnasında ki Rahman,
Rahim, Rauf gibi isimlerinin karşılığı da merhamet eden, acıyan, şefkat gösteren demektir.

Peygamberimiz o kadar merhametliydi ki Müslümanlara olmadık kötülükler yapan, eziyetler çektiren putperestleri bile, eline pek çok fırsat geçmesine rağmen, affetmiş; onları kazanmayı hedeflemişti. Bedir Savaşında esirleri, Müslümanlara okuma-yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakmış, yıllar sonra Mekke’ye zaferle döndüğünde İslam’ın en azılı düşmanlarını affettiğini ilan etmiştir.

Hz. Muhammed (s.a.v.), ailesine, çocuklarına, arkadaşlarına hatta düşmanlarına
karşı bile hoşgörü sahibiydi. Hz. Muhammed (s.a.v.), kendisine her türlü kötülükte
bulunanları bile affetmişti. Onun bu hoşgörülü yaklaşımı, Mekkelilerin Müslüman
olmalarında önemli rol oynamıştır. Bir defasında eşine şöyle tavsiyede bulunmuştur:
“Ey Ayşe, yumuşak ve hoşgörülü ol. Çünkü yumuşak ve hoşgörülü olmak bulunduğu
yeri süsler. Onun olmadığı yer ise çirkinleşir.” (Ebu Davud, Edeb, 11).

Hz Muhammed (s.a.v.) merhametli, hoşgörülü olduğu gibi aynı zamanda affediciydi.
Kendisine karşı yapılan yanlış davranışlar konusunda her zaman bağışlayıcı
olmuştur. Kimseye karşı kin gütmez, düşmanlık beslemezdi. İnsanların kusurlarını
affederdi. Hata yapanları kırmaz, onları güzel bir dille uyararak yaptıklarının yanlış
olduğunu söylerdi. Örneğin Mekke fethedildiğinde, kendisine ve beraberindeki
Müslümanlara eziyet eden hakaretlerde bulunan ve onları Mekke’den göç etmek
zorunda bırakan kimselere bile kin gütmemiş, onları affetmiştir.

Hz. Muhammed (s.a.v.), İslamiyet’i anlatmak için Taif kentine gittiğinde Taifliler
kendisine çok kötü davrandılar. Alay ve hakaret ettiler, taşladılar. Bu durumdayken
bile onlara kin gütmedi ve kendilerine doğru yolu göstermesi için Allah’a dua etti.
Kendisine pek çok eziyet eden Mekkeliler için ise “Allah’ım halkımı affet, çünkü onlar bilmiyorlar.” dedi (Afzalu’r-Rahman, Siret Ansiklopedisi, c.1, s.54). Bütün bu örnekler Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ne kadar merhametli ve affedici olduğunu göstermektedir.
İslamiyet’in yayılmasında onun bu özelliği etkili olmuştur.

6. Hz. Muhamme d Çalışma yı Sever ve Zamanı İyi Değerlen dirirdi

Çalışmak, bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak anlamına
gelir. Kur’an-ı Kerim’de insanın ancak çalışarak birtakım şeyleri hak edebileceği
vurgulanmıştır. Necm suresi 39. ayetinde Rabbimiz şöyle buyuruyor: “İnsan için kendi
çalışmasından başka bir şey yoktur.” Çaba sarf etmeden bir şey beklemek İslam
düşüncesine aykırıdır.

Hz. Muhammed’in (s.a.v.) kendisi çalışmış, insanları da çalışmaya teşvik etmiştir.
Konuyla ilgili bir sözünde Peygamberimiz: “Hiç kimse kendi emeği ile kazandığından
daha hayırlı bir lokma yememiştir.” (Buhari, Büyü, 15. hadis) şeklinde buyurarak
çalışmanın önemini vurgulamış insanları tembellikten sakınmaları konusunda
uyarmıştır.
Hz. Muhammed (s.a.v.) peygamber olarak görevlendirildikten sonra İslam’ı insanlara
anlatmak için gece gündüz demeden birçok zorluğa göğüs gererek çalışmıştır.
Allah’tan aldığı emir ve yasakları insanlara öğretmek için Mekke Dönemi’nde
“Darü’l Erkam”da, Medine Dönem’inde ise “Suffe”de çeşitli seviyedeki insanlara bizzat
öğretmenlik yapmış, dersler vermiştir.
Peygamber Efendimiz “Mescidi Nebevi” inşa edilirken muhacir ve ensarla birlikte
çalışmıştır. Yine Hendek Savaşı’nda da kazılacak yerleri işaretlemiş ve kazma
işini de kendisi yapmıştır.

Hz. Peygamber, zamanın iyi değerlendirilmesiyle ilgili insanları uyarmıştır.
Konuyla ilgili bir sözünde Peygamberimiz: “İnsanların çoğu iki nimetin kıymetini
bilmekte aldanmışlardır. Bunlar sıhhat ve boş vakittir.” (Buhari, Salat, 31. hadis) buyurarak
sağlığımızı korumanın önemini ve boş vaktin iyi değerlendirilmesini vurgulamıştır.

7. Hz. Muhamme d Sabırlı ve Cesaretli ydi.

Sabır; acı, yoksulluk, bela, afet gibi üzücü olaylar karşısında, acıya ve üzüntüye
katlanabilme yeteneği, dayanma ve direnme gücüne denir.
Dinimiz sıkıntılı durumlarda insanlara sabırlı davranmalarını öğütler. Sabırlı
davrananlara Allah’ın yardım edeceği Bakara Suresinin 53.ayetinde: “Ey iman edenler!
Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.” şeklinde belirtilir.

Hz. Muhammed (s.a.v.), bizlere her konuda olduğu gibi sabrı konusunda da
örnek olmuştur. O; sabrını, üzücü ve hoşa gitmeyen olaylar karşısında öfkesini yenmesinde
gösteriyordu. Peygamberlik görevini herkese ulaştırmak için birçok sıkıntı
çekmiş ancak davasından vazgeçmemiştir. Bu konuda Peygamberimiz: ”Allah yolunda
bana yapılan eziyet kadar hiç kimseye eziyet yapılmamıştır. Kimse benim kadar
baskıya maruz kalmamıştır. Öyle otuz gün ve gece geçirdim ki benim yanımda ne de
Bilal’in yanında yiyecek bir şey vardı.” (M.Yusuf Kandehlevi, Hayatü’s-Sahabe, c 1, s
327) şeklinde buyurmuş ve bütün bunları sabırla aştığını ifade etmiştir. Bizler de onu
örnek almalı ve karşılaştığımız sorunları sabırla aşmaya çalışmalıyız.

Cesaret : yüreklilik, yiğitlik, yürek ve göz pekliği anlamlarına gelir. Diğer bir ifadeyle hak ve doğruları savunmada ve korumada gösterilen kararlılıktır.
Hz. Muhammed (s.a.v.), sabırlı olduğu kadar son derece cesur bir insandı. Peygamber
olarak görevlendirildikten sonra Mekkelilerin gösterdiği tepkiler karşısında
davasından vazgeçmemesi, onun cesaretini göstermektedir. Geçeceği yollara dikenler döşenmiş, taşlanmış; öldürülmek için evi kuşatılmış olmasına rağmen o, hep cesaretiyle bu durumlara göğüs germiştir.
Hz. Muhammed (s.a.v.), 622 yılında Hicret sırasında Sevr Mağarası’nın içinde
Hz. Ebu Bekir ile birlikte iken, müşrikler mağaranın ağzına gelince bütün cesareti
ile Hz. Ebu Bekir’e “Korkma Allah bizimle beraberdir.” demiştir. (İbni Hişam, Siretün
Nebeviyye, c.2, s. 99) Taif’e İslam dinini anlatmaya gittiğinde, oradaki halkın taşlamalarına
rağmen cesaretini korumuş, onlara beddua etmekten sakınmıştı. Uhut
Savaşı’nda yaralanmış, dişi kırılmış ve ordusu dağılma noktasına gelmiş olmasına
rağmen o, yine cesaretini kaybetmemişti. Dağılan orduyu sabır ve cesaret göstere-

Peygamberimizin en tehlikeli anlarda bile öne çıkması, cesur davranması orduya
büyük bir moral kaynağı olmuştur. Bu durum sahabeden Berâ b. Azib (r.a.) ifadesiyle:
“Biz, savaşın kızıştığı zamanlarda Hz. Muhammed’den (s.a.v.) cesaret
alırdık.” şeklinde ifade edilmiştir. Onun, hedefine ulaşmak için karşılaştığı zorlukların
üzerine sabır ve cesaretle gidişi herkes için örnek olmalıdır.

8. Hz. Muhamme d Hakkı Gözetir di.

İslam dini, insanların haklarının korunmasına ve adalete büyük önem verir. Allah,
hak ve adalet konusunda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur: “İnsanların mallarını
ve haklarını eksiltmeyin...” (Şuara Suresi, 183. ayet) Bir başka ayette ise: “Şüphesiz
Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; ...O, düşünüp
tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl suresi, 90. ayet) denilmiştir.


İslam’dan önce Arap toplumunda haksızlık ve adaletsizlik yaygındı. İnsanlara
ailelerinin saygınlığına, zenginliğine göre değer veriliyordu. O toplumda güçsüzler,
kimsesizler ve kadınlar haklarını kullanamazlardı. Hatta o dönemde Mekke’ye gelen
yabancıların mallarına hiçbir gerekçe gösterilmeden el koyuluyordu. Bu haksızlıkları
gidermek için “hılfu’l-fudul” (erdemliler topluluğu) oluşturuldu. Hz. Muhammed
(s.a.v.) de bu kuruluşun üyelerinden biriydi. Peygamberimiz, hılfu’l fudul’daki çalışmaları
sırasında birçok kimsenin haksızlığa uğramasını önlemeye çalışmıştır.

Hz. Muhammed (s.a.v.), daima hakkı üstün tutmuş, eşitlik ve adaletten ayrılmamış,
kişileri adil olmaya çağırmıştır. O, adaletin gerçekleştirilmesinde insan haklarına
saygılı olmaya özel bir önem verirdi. Medine’ye göç etmeden önce kendisiyle görüşen
Medinelilerden insan haklarına saygılı ve adaletli olacaklarına dair söz almıştı.

9. Hz. Muhammed Doğa yı ve Hayvanları Sever di.

Allah kainatı belli bir denge ve düzen içinde yaratmıştır. Dağlarıyla, ovalarıyla,
hayvanlarıyla ve bitki örtüsüyle dünyada her şeyin mükemmel bir düzen içinde olduğu
görülmektedir.
Hz. Muhammed (s.a.v.) doğayı severdi. Doğanın temiz tutulmasını öğütlemiş,
su havzalarını, nehir kenarlarını ve gölleri kirletmeyi yasaklamış, doğanın ayrılmaz
parçası olan ağaçlara önem vermiştir. Konuyla ilgili bir sözünde : “Kim bir fidan diker
veya ekin ekerse onlardan kuşlar ve diğer hayvan veya insanlar faydalandıkça Allah
onu sevaptan yararlandırır. Yaptığına karşılık olarak ona sadaka sevabı olur.” (Müslim,
Müsakat, 10 ) şeklinde buyurmuştur.

Hz. Peygamber canlıları sever ve korurdu. O, canlılara merhametli davranmanın
karşılıksız kalmayacağını dile getirirken konuyla ilgili bir sahabenin: “Ey Allah’ın
elçisi, hayvanlara yapılan iyilik için de sevap var mıdır?” sorusu üzerine Peygamberimiz:
“Her canlı için yapılan iyiliğin mükâfatı vardır.” şeklinde cevap vermiştir.
Yaşadığımız dünyada ekolojik bir denge vardır. Bu dengeyi korumalı ve bozmamalıyız.
Doğanın tahrip edilmesi sonucu ortaya çıkacak olumsuzluklardan hepimizin
etkileneceğini unutmamalıyız.

NELER ÖĞRENDİK?

1- Güzel davranışlara Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatından örnekler öğrendik.
Mekke halkı tarafından “Muhammed’ül Emin” lakabı verilmesi, bir Yahudi’nin
cenazesi götürülürken peygamberimizin ona saygısını göstermek için ayağa
kalkması, İlk vahiy geldiğinde bu durumu eşi Hz. Hatice ile paylaşması, Hendek
Savaşı’ndan önce Müslümanları toplayıp şehrin savunması konusunda onların
görüşlerine başvurması, kendisine her türlü kötülükte bulunanları bile affetmesi,
Peygamberimizin çocukları çok sevmesi, onları kucaklayıp öpmesi, torunlarını
omuzlarına alarak onlarla oynaması hayatındaki güzel davranışlara örnek teşkil eder.
2- Hz. Muhammed’in (s.a.v.) örnek davranışlarının toplumsal hayattaki önemini
öğrendik.
Toplum bireylerden oluşur. Bireylerin sahip olduğu tutum ve davranışlar toplumun
rahat ve huzurunu etkiler. Bu anlamda peygamberimizin örnek davranışları
toplum ve toplumun bireyleri tarafından benimsenirse toplum rahat ve huzura kavuşur.
Bu davranışları benimseyen toplumlarda ahlaki değer ve erdemler ön plana
çıkar. Bu da huzur ve mutluluğu getirir.
3. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) olaylar karşısındaki tutumlarından hareketle örnek
davranışlarına yönelik çıkarımlar öğrendik.
Hz. Muhammed (s.a.v.) yaşadığı dönemde birçok olay yaşamıştır. Peygamberimizin
bu olaylar karşısında gösterdiği tutum ve davranışları incelemeli bizler için
örnek teşkil eden bu davranışlardan dersler çıkarmalıyız. Peygamberimizin bu davranışlarından
hareketle biz de davranışlarımızı sorgulamalıyız.
4. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hikmetli sözleriyle insanları iyiye ve güzele yönlendirdiğine
örnekler öğrendik.
“Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin.” (Buhari,
İlim, 11) “Ya öğreten ya öğrenen ya dinleyen ya da ilmi seven ol. Fakat sakın beşincisi
olma helak olursun.”(Mecmeu’z-Zevâid ve Menbeu’l-Fevaid, c 1, s122)
“İnsanların çoğu iki nimetin kıymetini bilmekte aldanmışlardır. Bunlar, sıhhat ve boş
vakittir.” “Merhamet etmeyene Allah merhamet etmez”(Buhari, Edep, 18)
5. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) doğa ve hayvan sevgisiyle ilgili davranışlarına
örnekler vererek doğayı ve hayvanları koruma konusunda duyarlı olmayı öğrendik.
Hz. Muhammed (s.a.v.) doğayı severdi. Doğanın temiz tutulmasını öğütlemiş,
doğanın ayrılmaz parçası olan ağaçlara önem vermiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.)

hayvanları sever ve korurdu. Bu konuda şu tavsiyelerde bulunmuştur: Hayvanlara
merhamet gösterilmelidir. Eziyet ve işkence edilmemelidir. Beslenme ve temizliklerine dikkat edilmelidir. Yük hayvanlarına fazla yük yüklenmemelidir. Peygamberimiz hayvanlara iyi davranılması konusunda ise bir sözünde : “Merhamet edene Allah da merhamet eder. Siz yerdekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin.” şeklinde buyurmuştur.


Yorumlar - Yorum Yaz


Saat
Anket
Sitemizin yeni tasarımı hakkındaki düşünceniz nedir?
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.79425.8174
Euro6.58896.6153
Hava Durumu
Anlık
Yarın
24° 31° 24°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam16
Toplam Ziyaret92070