• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/
  • https://plus.google.com/https://www.google.com.tr//posts
  • https://twitter.com/
    • www.dindersindeyiz.net
    • SİNOP İSTİKLAL ORTAOKULU-YASİN SERÇE
Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim

8.Sınıf 4.ünite özetleri




NELER ÖĞRENECEĞİZ?

Bu ünitenin sonunda:
1. Dini anlamada ve sorumlulukta aklın önemini öğreneceğiz.
2. Kur’an’ın aklı kullanmaya verdiği önemi örneklerle öğreneceğiz.
3. Kur’an’ın doğru bilgiyi teşvik ettiğine ayetlerden örneklerle öğreneceğiz.
4. Vahiy, akıl ve duyuların, Kur’an’a göre bilgi edinme yolları olduğunu öğreneceğiz.
5. Taassubun zararlarını ve doğru bilginin, kişiyi taassuba düşmekten korumadaki
önemini öğreneceğiz.
6. Hz. Yusuf’un yaşadığı zorluklara rağmen ahlaklı davranmayı seçmesinin nedenlerini
öğreneceğiz.

Bu ünitede aklın dinî sorumluluktaki yeri ve önemi vurgulanarak Kur’an’ın aklı
kullanmaya verdiği önem örneklerle açıklanmaktadır. Kur’an’a göre bilgi edinme
yollarının neler olduğu belirtilerek bilginin taassubu önlediği, Kur’an’ın doğru bilgiyi
teşvik ettiği anlatılmaktadır. Son bölümde ise sevgi ve merhamet örneği olan Hz.
Yusuf’un kıssasına kısaca yer verilmektedir.



1. Aklın Dinî Sorumluluktaki Yeri ve Önemi

Allah, insanı diğer canlılardan farklı şekilde akıllı ve düşünen bir varlık olarak
yaratmıştır. Akıl; düşünme, araştırma, kavrama ve yargılamanın aynı zamanda her
türlü sorumluluğun da ön şartıdır. Bu yüzden Kur’an, akıllı olanlara hitap eder. Aklı
olmayanları sorumlu görmez. Kur’an’da şöyle buyrulur: “And olsun, size öyle bir kitap
indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?”
(Enbiya Suresi, 10. ayet)
İslam’da akıl, dinî sorumluluğun ön koşulu olarak kabul edilmiştir. Peygamberimizbu konuda “... Aklı olmayanın dini de yoktur.” (Suyûti, Câmiü’s-Sağîr, C 4, s. 528.) buyurarak akıllı olmayanların dinî sorumluluklarının olmadığınıbelirtmiştir. Dinimizde akli dengesi yerinde olmayan kişiler namaz kılmak,

oruç tutmak, hacca gitmek ve zekât vermek gibi ibadetlerden sorumlu tutulmamıştır.
Çünkü bu kimseler akıllarını gereği gibi kullanamazlar. Sorumluluklarını gereği gibi yerine getiremezler.

2. Kur’an Aklımızı Kullanmamızı İster

Akıl, Allah’ıninsanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir. İnsanlar akılları sayesinde düşünürler ve bu sayede gerçekleri bulurlar. Kur’an’ın birçok ayetinde de
insanlar düşünmeye davet edilmiştir. Nitekim Yüce Allah Bakara Suresi, 76.
ayette şöyle buyurmaktadır: “Umulur ki düşünürsünüz diye ayetlerimizi size böyle açıklıyoruz.

Akıl, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden ayırmaya yarayan,
mantıklı düşünmeyi sağlayan, insanın yaşamını kolaylaştıran önemli bir nimettir.
Bundan dolayı Kur’an’da “ akıl sahiplerinden ve düşünmenin öneminden” (Taha suresi,
54. ayet) söz edilmekte, birçok ayette de “Bunda düşünenler için dersler vardır.
Düşünmez misiniz? Akletmiyor musunuz?”(Kasas Suresi, 51. ayet) buyrularak aklı
kullanmanın önemine işaret edilmektedir.
Kur’an; hayatın anlamı, yaratılışın amacı ve öldükten sonra yeniden diriliş gibi
önemli konularda bilgiler verir. Bu gibi konularda düşünmemizi öğütler. Yüce Yaratıcının
varlığını anlamamızı, gücünü kavramamızı amaçlar ve hayatı anlamlandırmamıza
katkı sağlar.

İnsanın sahip olduğu sorumluluk akılla yerine getirilebilir. Allah, insana sorumluluklarını
hatırlatır ve bunları tam olarak yerine getirmesini ister. Allah, bu konuda
da bizi düşünmeye ve aklımızı kullanmaya teşvik eder. Kur’an, aklını kullanan,
düşünen ve içinde bulunduğu durumdan ders çıkaranları övmekte; aksini yapanları
da Yüce Allah’ın hoş karşılamadığını bildirmektedir. Kur’an’ın “İşte Allah, düşünesiniz
diye ayetleri size böyle açıklar... Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?” (Enbiya
Suresi, 67. ayet) ayeti aklımızı kullanmamız gerektiğini bildirmektedir.

3. Kur’an Doğru Bilgiye Önem Verir

İnsanın aklını kullanarak, araştırarak veyagözlemleyerek elde ettiği bütün gerçeklere bilgi denir. Doğru bilgi sahibi olan kişi, hayatına, çevresine anlam kazandırmaya çalışır. İslam dini, doğru bilgiye önem verir; doğru bilgileri araştırıp öğrenmemizi ister. Çünkü doğru olan her bilgi, bizi doğru sonuçlara ulaştıracaktır. Bu nedenle Kur’an, insanın doğru bilgiye ulaşmasını ister. İnsan aklının düşünüp isabetli karar verebilmesi için de doğru bilgiye ihtiyacı vardır. İnsanın görmediği ama merak ettiği çok şey vardır. İnsan yapısı gereği kendisinin, varlıkların anlamını merak eder ve bunlar üzerinde düşünür. Kişi aklıyla evrenin nasıl oluştuğunu, niçin
yaratıldığını ve yaratılışının amacını bulmak ister. Ölümden sonraki hayatı merak eder. Kur’an bütün bu arayışlarda, insana doğru bilgiler vererek yardım eder.

Allah, aklımızı ve duyularımızı kullanmamızı, bizlere ulaşan haberlerin güvenilir
olup olmadığını araştırmamızı istemektedir. Konuyla ilgili Rabbimiz, Hucurât
Suresi, 6. ayette; “Ey inananlar, size fasık (yoldan çıkmış) bir adam bir haber getirirse
onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeyerek bir topluluğa karşı kötülük edersiniz
de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” şeklinde buyurarak bize ulaşan herhangi
bir bilginin iyice incelenmesini ve doğruluğunun araştırılmasını tavsiye etmektedir.
Çünkü doğruluğu kesin olmayan haber ve bilgilere göre davranmak, toplumda huzur
ve barışa zarar verir. İnsanlar arasında sevgi, saygı, güven ve kardeşliği zedeler.

4. Kur’an’da Bilgi Edinme Yolları

İnsan çeşitli yollarla bilgiye ulaşır. Kur’anda insanın bilgi edinme yolları vahiy, akıl ve duyu organları olarak açıklanır.
Vahiy doğru bilgi edinme kaynaklarının başında gelir. Yüce
Allah’ın varlığı, birliği, peygamberlerin gönderiliş amaçları, kutsal kitaplar, sorumlu olduğumuz ibadetler, inanç esasları, ahlaki ilkeler ve öldükten sonraki yaşamla ilgili bilgiler verir. Ayrıca evrenin yaratılışı hakkında açıklamalarda bulunur. İnsanların mutlu, huzurlu ve barış içinde yaşamaları
konusunda onlara çeşitli öğütler verir.
Kur’an’a göre bir bilgi edinme yollarından diğeri de akıldır. Düşünce ve yorumlama gücü olarak da isimlendirebileceğimiz akıl, bilgi edinme açısından insana büyük imkânlar sağlar. Akıl sayesinde insan hayatını devam ettirme için gerekli bilgiyi edinir. Akıl, varlıkların hakikatini bilmeyi, iyi ile kötü, doğru ile yanlış arasında ayrım yapabilmeyi sağlar. İnsan, akıl sayesinde yeni bilgiler edinir. Yine akıl, beş duyu
ile elde edilen bilgilerden hareketle bu bilgilerin arka planını yorumlar ve daha farklı sonuçlara ulaşır. Bir manada akıl hem bilgi edinme aracıdır hem de bilgileri yorumlayandır.

Yüce Allah, akla önem vermiş; aklı ile doğru bilgiye ulaşanları övmüştür. Bir ayette: “Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:)
Rabb’imiz sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru.” (Âl-i İmrân Suresi, 191. ayet) buyrulmuştur.

Bilgi edinme yollarından bir diğeri olan duyu organları, insan için çok önemlidir.
İnsan görme, duyma, tatma, koklama, dokunma gibi duyularıyla bilgi edinir.
Çevremizdeki varlıkların çoğunun şeklini, rengini görerek nesnelerin sertliğini veya yumuşaklığını dokunarak anlayabiliriz. Kur’an’da akılla duyular arasında sıkı bir ilişki
olduğu belirtilir ve insanın sahip olduğu duyularını iyi kullanması istenir. Allah, İsrâ Suresi, 36. ayette: “Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü
kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.” şeklinde buyurarak duyu organlarını
kullanmadaki sorumluluğumuza dikkat çekerek bizleri uyarmıştır.

5. Bilgi, Taassubu Önler

Taassup, bir düşünceye, inanışa körü körüne aşırı derecede bağlanıp ondan başkasını düşünememe durumudur. Buna bağnazlık da denir.
Taassubun oluşmasındaki en büyük sebep bilgisizlik ve körü körüne taklittir. Kişi ancak okuyarak, araştırarak ve doğru bilgiye ulaşarak taassuptan kurtulur. İslam, herkesin aklını kullanarak gerçeği ve doğruyu bulmasını ister ve taklidi yasaklar.
Dinî konularda taassubun oluşmasında dinî bilginin yetersiz oluşu en önemli etkendir. Bilgi, insanı yanlışlardan korur. Herhangi bir konuda doğru bilgiye sahip olan insan, o konuda ortaya atılabilecek yanlış görüşleri kabullenemez. Bilgisiz insan ise çevresinden duyduğu her şeyi doğru zanneder.
Vahye dayalı, akla dayalı ve duyulara dayalı bilgilerden oluşan birer örnek oluşturunuz?

Taklit yoluyla elde edilen bilgilere göre hareket etmek zamanla kişiyi taassup sahibi yapar. Yetersiz ve taklide dayanan dinî bilgi, dinin özünde olmayan, şekle dayanan
geçmişin yanlış, örf, âdet ve geleneklerinin kutsallaştırılmasına neden olur.
Hurafe ve batıl inançlar taklit sonucu ortaya çıkmıştır.
Kur’an körü körüne atalarını taklit edenleri ve batıl inançlara yönelenleri uyarır.
Örneğin, İslam dininin ilk yıllarında Mekkeliler Peygamberimizin çağrısına karşılık,
atalarının inanç ve uygulamalarından vazgeçmeyeceklerini söylediler. Kur’an’da Bakara Suresi, 170. ayette bu konuda: “Onlara, ‘Allah’ın indirdiğine uyun.’ denildiği
zaman onlar: ‘Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız.’ derler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?” şeklinde buyrularak bu tutum eleştirilir.

Taassubun zararları nelerdir?

Taassup, insanın ön yargılı olmasına neden olur. Kişiyi körü körüne bir fikri ya
da kişiyi taklide götürür. Taklit ise kolaycılık ve tembelliğe götürür. Taassup kâr insan,
neye bağımlıysa ondan başkasını görmez, kendi doğrusunu tek doğru olarak görür
ve gerçeğe kapalı olur. Ayrıca taassup inatçılık, aşırı taraftarlık, başkalarına karşı üstünlük
ve farklı görüşlere tahammülsüzlük gibi olumsuzluklara yol açar.

Atatürk taassuptan kurtuluş yolunu nasıl göstermiştir?

Atatürk, taassuba her zaman karşı çıkmış; bağnazlık ve cehaletin ancak ilimle ortadan kaldırılacağını ifade etmiştir. Atatürk hoşgörüye önem vermiş, inançların
sömürülmesine ve dinin çıkar aracı olarak kullanılmasına da karşı çıkmıştır. Atatürk taassup ve bağnazlığın engellenmesi için çalışmıştır.
Atatürk :“Taassup cahilliğe,bilgisizliğe dayanır. Bundandolayı taassubu olan cahildir.
Bilim mutlaka cahilliği yener. O hâlde halkı aydınlatmak lazımdır.” (Atatürkçülük, C1,s. 285) şeklindeki sözüyle taassubu yenmenin yolunu insanların iyi eğitilmesi olarak göstermiştir.

6- Sevgi ve Merhamet Örneği: Hz. Yusuf

Hz. Yusuf Kur’an’da adı geçen peygamberlerden birisi olup Yakup Peygamberin
on iki oğlundan biridir. Soyu Hz. İbrahim’e kadar varır. Kur’an-ı Kerim’de kendi
adını taşıyan bir sure vardır.
Hz. Yusuf’un on bir tane erkek kardeşi vardı. Hz. Yakup, güzel huylu olmasından
dolayı Hz. Yusuf’u çok seviyordu. Bu sevgiyi ağabeyleri kıskanıyorlardı.
Yusuf (a.s) bir gece rüyasında on bir yıldızın, Güneş ve Ay’ın kendisine secde
ettiklerini gördü. Bu rüyayı babasına anlattı. Babası Hz. Yusuf’un büyük ve erdemli
biri olacağını anladı ve Yusuf’a rüyasını ağabeylerine anlatmamasını tembihledi.
Ağabeyleri bir süre sonra rüyadan haberdar oldular ve Yusuf’u kıskandılar.
Sonra Yusuf’tan kurtulmak için onu gizlice öldürüp bir yere atmayı planladılar. Gezip
eğlenmek bahanesiyle babalarından izin alarak Yusuf’u alıp kırlara götürdüler. Onu öldürmeye elleri varmayıp bir kuyuya attılar, gömleğini da kana bulayarak, “Yusuf’u kurt kaptı.” diye babalarına yalan söylediler. Kuyunun yanından geçmekten olan bir kervan, Yusuf’u buldu ve köle olarak satmak üzere alıp Mısır’a götürdüler. Onu Mısır vezirine sattılar. Yusuf Mısır sarayında büyüdü. Kendisine Allah tarafından rüyaları yorumlama ilmi verildi.

Hz. Yusuf kendisine atılan bir iftiradan dolayı senelerce hapiste kaldı. Hapiste arkadaşlarının rüyalarını yorumluyordu. Yorumladığı rüyalar da aynı şekilde gerçekleşiyordu.

Hükümdar bir gece rüyasında yedi zayıf ineğin yedi semiz ineği yediğini ve yedi yeşil başakla yedi kuru başak gördü. Bu rüyanın yorumunu yaptırmak istedi.
Fakat hiç kimsenin yorumunu mantıklı bulmadı. Bu arada zindandaki adam Hz. Yusuf’u hatırladı. Efendisine durumu anlatarak onu zindandan çıkarttı. Hz. Yusuf rüyayı yorumlayarak, yedi sene bolluk olacağını, peşinden gelen yedi senenin ise kıtlıkla geçeceğini söyledi. Bunun üzerine hükümdar, Hz. Yusuf’u Maliye Bakanlığına getirdi.

Yusuf (a.s) bolluk yıllarında bütün ambarları buğdayla doldurttu, kıtlık yılları gelince oradan halka dağıtmaya başladı. Kıtlık, Hz. Yusuf’un babasının memleketi
olan Kenan (Filistin) diyarını da vurmuştu. Yusuf ‘un(a.s) kardeşleri de buğday almak için iki kez Ken’an ilinden Mısır’a geldiler. Hz. Yusuf onları tanımıştı, ama onlar
Yusuf’u (a.s) tanımamışlardı. Sonunda Yusuf (a.s), onu kuyuya atan kardeşlerine kendini tanıtınca onlar hayretler içinde kaldılar. Büyük utanç duydular. Ama Hz. Yusuf

onları affettiğini belirterek; “Bugün kınanacak değilsiniz, Allah sizi affetsin. O, merhametlilerin en merhametlisidir.”(Yusuf Suresi, 92. ayet) dedi.
Hz. Yusuf babası, annesi ve kardeşlerinin tamamını Mısır’a davet etti. Ailesi Mısır’a vardığında Yusuf (a.s) anne ve babasını tahta oturttu, diğer on bir kardeşi
ise Hz. Yusuf’un önünde saygıyla eğildiler. O zaman Yusuf (a.s): “Babacığım, işte bu vaktiyle gördüğüm rüyanın gerçekleşmesidir. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan
benimle kardeşlerimin arasını bozmuştu. Beni hapisten çıkaran, sizi çölden getiren Rabbim, bana pek çok iyiliklerde bulundu. Doğrusu Rabbim, dilediğine lütufkârdır.
O şüphesiz, bilendir, hâkimdir.” (Yusuf Suresi, 100. ayet) dedi.
Bu şekilde İsrailoğulları, Filistin’den Mısır’a gelip yerleşmiş oldu. Uzun yıllar Hz. Yusuf Mısır’da insanları adaletle yönetti. Onlara peygamberlik ve rehberlik yaptı.
Hep iyiliğe ve güzelliğe çağırdı.

NELER ÖĞRENDİK?

1. Dini anlamada ve sorumlulukta aklın önemini öğrendik.
Dinin emir ve yasaklarını kavrayabilmede, yorumlayabilmede akıl önemli bir
rol oynar. İnsan, aklı sayesinde yaratıcısının kendisinden ne istediğini anlar ve kavrar.
Bu durumda İslam’a göre akıl sağlığı yerinde olan ve ergenlik çağına gelmiş olan
herkes dinin buyruklarından sorumludur.
2. Kur’an’ın aklı kullanmaya verdiği önemi örneklerle öğrendik.
Kur’an, akla büyük önem vermiştir. Kur’an pek çok ayette :“...Akıl etmez misiniz?
“...Düşünmez misiniz? “ gibi uyarılarda bulunmaktadır. Bizlere dünyanın yaratılmasını,
evrendeki düzeni, dünya üzerinde geçmişte yaşamış toplulukları örnek
vererek bunlar üzerinde düşünüp dersler çıkarmamızı istemektedir. Kur’an, insanın
dikkatini doğa olaylarına çekerek insanın aklını kullanmasını öğütlemektedir.
3. Kur’an’ın doğru bilgiyi teşvik ettiğine ayetlerden örnekler öğrendik.
İslam dini, temel olarak doğru bilgiye önem verir, doğru bilgileri araştırıp öğrenmemizi
ister. Bu konuda Kur’an’da Hucurât Suresi, 6. ayette şöyle buyrulmaktadır:
“Ey inananlar, size fasık (yoldan çıkmış) bir adam bir haber getirirse onun doğruluğunu
araştırın. Yoksa bilmeyerek bir topluluğa karşı kötülük edersiniz de sonra
yaptığınıza pişman olursunuz.”
4.Vahiy, akıl ve duyuların Kur’an’a göre bilgi edinme yolları olduğunu öğrendik.
Kur’an’da bilginin kaynakları; duyu organları, akıl ve vahiy olarak karşımıza çıkar.
Kur’an duymayı, görmeyi ve bunlarla elde edilen bilgileri akılla değerlendirmeyi
esas alır.
5. Taassubun zararlarını ve doğru bilginin kişiyi taassuba düşmekten korumadaki önemini öğrendik.
Taassup, insanın ön yargılı olmasına neden olur. Kişiyi körü körüne bir fikri ya da kişiyi taklide götürür. Taklit ise kolaycılık ve tembelliğe götürür. Taassup sahibi
insan, neye bağımlıysa ondan başkasını görmez; kendi doğrusunu tek doğru olarak görür ve gerçeğe kapalı olur. Taassuptan kurtulmanın tek yolu da bilgidir. Kişi ancak
okuyarak, araştırarak ve doğru bilgiye ulaşarak taassuptan kurtulur. Bu şekilde kişi her duyduğunun, gördüğünün doğru olduğuna inanmaz; böylece araştırarak, aklını kullanarak doğruya ulaşmayı bilir.

6. Hz. Yusuf’un yaşadığı zorluklara rağmen ahlaklı davranmayı seçmesinin nedenlerini öğrendik.
Hz. Yusuf zorluklara rağmen ahlaklı davranmıştır. Çünkü yaptığı her şeyden Rabb’inin haberdar olduğunu, Rabb’inin her şeyi gördüğünü biliyordu ve bir gün tüm bu sıkıntılardan kurtulacağına inanıyordu. Onun için sabırla inancını kaybetmeden zorluklara göğüs geriyordu.



Yorumlar - Yorum Yaz


Saat
Anket
Sitemizin yeni tasarımı hakkındaki düşünceniz nedir?
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.99026.0142
Euro6.82196.8493
Hava Durumu
Anlık
Yarın
27° 31° 24°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam66
Toplam Ziyaret92179