• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/
  • https://twitter.com/
  • https://www.instagram.com/dindersindeyiz
  • https://www.youtube.com/channel/UCsOuLq55D-d559-JFz7VdvA/
Giriş
TAKVİM

1.ÜNİTE



8.SINIF 1.ÜNİTE: KAZA VE KADER İNANCI

NELER ÖĞRENECEĞİZ ?
Bu bölümü tamamladığınızda;

1. Kader ve kaza inancını ayet ve hadislerle açıklayacaksınız.
2. İnsanın ilmi, iradesi, sorumluluğu ile kader arasında ilişki kurabileceksiniz.
3. Kaza ve kader ile ilgili kavramları öğreneceksiniz.
4. Kader ve kaza ile ilgili toplumda yaygın olan yanlış anlayışları sorgulayacaksınız.
5. Hz. Musa’nın (a.s.) hayatını ana hatlarıyla tanıyacaksınız.
6. Ayet el-Kürsi’nin okunuşunu ve anlamını öğreneceksiniz.

ANAHTAR KAVRAMLAR
• Kader,
• Kaza,

• Sünnetullah,
• Külli İrade,
• Cüzi İrade.


1. KADER VE KAZA İNANCI
Kader kelimesi sözlükte bir şeye gücü yetmek, biçimlendirmek, planlamak, ölçü ile
yapmak, kıymetini bilmek, mukayese etmek anlamlarına gelir. Terim olarak ise
kader;
Allah’ın (c.c)
1 sonsuz ilmi ve kudretiyle başlangıçtan sona kadar evrende olacak olan her
şeyi programlaması, varlıkları istediği şekil ve biçimde yaratması ve insanların özgür iradelerine göre yapacakları her şeyi Allah’ın (c.c.) önceden bilmesi, takdir etmesi, bir plana
göre düzenlemesine denir. (MEB, Dinî Terimler Sözlüğü, s. 188.)
Kaza; sözlükte hükmetme, karara bağlama, emretme, mahkeme etme, yargı anlamlarına gelir. Terim olarak ise kaza; Allah’ın (c.c.) kulları için belirlemiş olduğu şeylerin
zamanı ve yeri gelince tek tek yürürlüğe konması, uygulanıp gerçekleşmesidir. (MEB,
Dinî Terimler Sözlüğü, s. 197.)
Allah’ın (c.c.), olacak her şeyin ne zaman ve ne şekilde gerçekleşeceğini önceden bilmesine, belirlemesine
kader; Allah’ın (c.c.) takdirinin yeri ve zamanı gelince, o şeylerin
Allah (c.c.) tarafından yaratılmasına ise
kaza denir. Bu anlamda kaza, kader ile birlikte
kullanılır. Buna göre önce kader, sonra kaza gelir. (MEB, Dinî Terimler Sözlüğü, s. 197-
198.)


Kader ve kazaya inanmak iman esaslarındandır. Kader ve kazaya iman Yüce Allah’ın
(c.c.) ilim, irade, kudret ve tekvîn sıfatlarına inanmak demektir


Yüce Allah’ın (c.c.) kader ile ilgili sıfatları
İrade: Allah’ın (c.c.) dilemesi ve dilediğini dilediği şekilde yapmasıdır.
İlim: Allah’ın (c.c.) gerek duyular âlemini gerekse duyu ötesine ait bütün nesne ve
olayları bilmesidir.
Kudret: Allah’ın (c.c.) her şeye gücünün yetmesi, dilediğini dilediği zamanda var
veya yok etmesidir.
Tekvin: Allah’ın (c.c.) canlıları yaratması, yaşatması, rızıklandırması, öldürmesi
ve tabiat olaylarının meydana getirmesidir.


Evrende yer alan tüm varlıklar eşsiz bir uyum ve düzen içinde hareket etmektedir.
Evrendeki düzen ve uyumu belli bir plan ve ölçü içerisinde yaratan Yüce Allah’tır (c.c.).
Kur’an-ı Kerim’de evrenin bir ölçü ve düzen içinde yaratıldığı şöyle bildirilmektedir.
“Biz,
her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer suresi, 1.ayet.)
Kur’an-ı Kerim’de evrende var olan düzene şöyle vurgu yapılmaktadır: “Gökleri yedi
kat yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında bir düzensizlik göremezsin. Gözünü çevir
de bir bak bir bozukluk görüyor musun?” (Mülk suresi, 3. ayet.)


Evrendeki ölçü ve düzene örnekler:

İnsanın fiziki yapısında ve vücut içi sistemlerin işleyişinde mükemmel bir düzen ve uyum vardır. İnsanın mükemmel yaratılışı evrendekiölçü ve düzenin bir göstergesidir.
İnsanın; ağzının,burnunun, gözlerinin, ölçülü ve uyumlu olması,  iki kolunun, iki bacağının olması, gövdenin kollara, bacaklara ve başa olan orantısı insanın en güzel şekilde yaratıldığını göstermektedir.

Allah’ın (c.c.) her şeyi yerli yerince, bir ölçü ve düzene göre yarattığını hayvanlar
âleminde de görebiliriz. Yüce Allah (c.c.) her bir hayvanı yaşayacağı uygun ortamda ve
donanımda yaratmıştır. Balıkların suda yaşayabilecek şekilde yaratılması, kuşların uçabilmesi için kanatlarının olması, devenin çöl iklimine uygun yaratılması, Yüce Allah’ın
(c.c) her şeyi bir plan ve programa göre yaratmasıyla
açıklanabilir.
Allah’ın (c.c.) her şeyi beli bir plan ve uyuma göre yaratmasının örneklerinden biri
de üzerinde yaşadığımız Dünya’dır. Dünya, kutuplardan hafifçe basık, Ekvator’dan şişkin
kendine has bir şekle sahiptir. Bu nedenle Güneş ışınları yeryüzüne farklı açılarla düş-
mektedir. Dünya’nın kendi ekseni etrafında belirli bir hızla dönmesi sonucu gece ile gündüz oluşur. Dünya’nın Güneş etrafında dönmesiyle de mevsimler meydana gelir. Ayrıca
Dünya’nın etrafındaki atmosfer tabakası ise sayısız gök taşına karşı tam bir kalkan görevi
üstlenmektedir


Kader ve Evrendeki Yasalar
Yüce Allah (c.c), evrendeki olayların belli bir düzen ve uyum içinde gerçekleşmesini
kanunlara bağlamıştır. Bu nedenle evrendeki bütün varlıklar kendileri için belirlenmiş
olan yasalara göre hareket etmektedirler. Allah’ın (c.c.) evrendeki uyumu sağlamak için
koyduğu bu yasalara
sünnetullah veya âdetullah denir. Sünnetullah kavramını fiziksel,
biyolojik ve toplumsal yasalar olarak üç grupta inceleyebiliriz.


Fiziksel Yasalar
Fiziksel yasalar, madde ve enerjinin oluşumu, yapısı, hareketi, değişimi ve maddeler arası ilişkilerle ilgili yasalardır. Allah’ın (c.c.) koyduğu bu yasalar evrenseldir. Deney,
gözlem ve araştırmalar sonucu insanlar tarafından tespit edilir. Bu yasalar, Allah’ın (c.c.)
evrende yarattığı düzenin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olur.
Fiziksel yasalara şunları örnek verebiliriz:
* Yağmurun yağması,
* Isınan suyun buharlaşması,
* Mevsimlerin birbiri ardınca gelmesi,
* Gece ve gündüzün birbirini takip etmesi,
* Güneş’in, Ay’ın ve Dünya’nın birbirlerine olan mesafeleri,
* Suyun kaldırma kuvveti sayesinde gemilerin denizlerde yol alabilmesi,


Biyolojik Yasalar
Biyolojik yasalar; canlıların yapısı, beslenmesi, korunması, gelişmesi ve üremesiyle
ilgili yasalardır. Her şeyi bir sebebe bağlayan Allah (c.c); bitki, insan ve hayvanların yaratılışını biyolojik yasalara bağlı kılmıştır. Allah (c.c.) canlıları, varlıklarını sürdürecek
özelliklerle donatmıştır. İnsanın varlığını sürdürebilmesi için solunum, sindirim ve dolaşım gibi sistemlere sahip olması gerekir. İnsanın yaratılışı hakkında Allah (c.c.) şöyle
buyurur:
“Allah sizi topraktan, sonra nutfeden yarattı. Sonra da sizi birbirinize eş kıldı.
O’nun bilgisi olmadan hiçbir dişi ne gebe kalır ne doğurur…” (Fâtır suresi, 11. ayet.)
Biyolojik yasalara şunları örnek verebiliriz:
* Canlıların çift olarak yaratılması,
* Vücudumuzdaki sindirim ve boşaltım sistemi,
* Canlıların yaşadıkları coğrafi şartlara uygun özelliklerinin olması,
* Etle beslenen hayvanların çene yapılarının otla beslenenlerden farklı olması,
* Kuşların uçmak için kanatlı, balıkların yüzebilmeleri için solungaçlı yaratılması,
* Hayvanların bir kısmının yumurtlama, bir kısmının da doğum yoluyla üremesi,
* Bitki tozlarının rüzgârlar sayesinde taşınması ve bu sayede bitkilerin birbirini aşı-
laması,


Toplumsal Yasalar
Toplumun sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürebilmesi için uyması gereken yasalara
toplumsal yasalar denir. Toplumsal yasalar toplumsal olaylar arasında var olan sebep
- sonuç ilişkisini ifade eder. Kur’an-ı Kerim’de insanlar gibi toplumların da bir ömrü olduğunu belirten toplumsal yasalardan bahsedilir. Örneğin bir ayette bu husus şöyle ifade
edilir:
“Her toplumun (belirli) bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde onu ne bir an erteleyebilirler ve ne de bir an öne alabilirler.” (A’râf suresi, 34. ayet.)
Kur’an-ı Kerim’de toplumsal yasalar, geçmiş milletlerin başından geçen olaylarla anlatılır. Allah’ın (c.c.) elçisi olan Peygamberler insanlara bu yasalara uymayı öğütlemiştir.
Bu öğütlere göre yaşayan topluluklar huzur bulmuş, uymayanlar ise birçok toplumsal
sorunla karşılaşmışlardır. Bu konu ile ilgili Kur’an-ı Kerim’de bir ayette şöyle buyrulur:
“Sizden önce nice (milletler hakkında) ilahi kanunlar gelip geçmiştir. Onun için yeryü-
zünde gezin dolaşın da (Allah’ın ayetlerini) yalan sayanların akıbeti ne olmuş, görün!”
(Â’li İmran suresi, 137.ayet.)
Toplumsal yasaları bilmek, insanların çevresiyle uyum içerisinde yaşamalarını sağ-
lar. İnsanların birbirlerinin hak ve hukuklarına özen göstermelerini ve zarar verici davranışlardan kaçınmalarını gerektirir. Toplumsal hayatta yapılan bir haksızlık karşılıksız
kalmaz ve yapılan haksızlık sadece haksızlık yapanı değil, bütün toplumu etkiler. Bu durum Kur’an’da şöyle ifade edilir:
“(Öyle) Bir fitneden sakının ki aranızdan yalnız haksızlık
edenlere erişmekle kalmaz (hepinize erişir)...”
(Enfâl suresi, 25. ayet.)
Toplumsal yasalara şunları örnek verebiliriz:
* Gelir dağılımının adil olduğu toplumlarda yoksulluğun azalması,
* Adaletin sağlıklı işlediği toplumlarda barış ve güven ortamının olması,
* Kuraklık sonucu açlık ve susuzluk yaşayan insanların yaşanabilir yerlere göç etmeleri,
* Tarımsal üretimin azalıp sanayileşmenin artmasıyla köyden kente göçün hızlanması,


2. İNSANIN İRADESİ VE KADER

Allah’ın (c.c.) insana verdiği en büyük nimetlerden biri akıldır. Akıl, insanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliktir. İnsanı insan yapan en ayırıcı özelliktir akıl. İnsan, aklısayesinde düşünür, aklını kullanarak seçimlerde bulunur, aklı sayesinde iyi ile kötüyü,
doğru ile yanlışı ayırt edebilir.
İrade; sözlükte; seçme, tercih etme, isteme, dileme, arzu etme, meyletme, karar verme demektir. Terim olarak ise irade; aklın düşünüp karar vermesi, yapılması veya yapılmaması eşit olan çeşitli davranışlardan birini beğenip tercih etmesidir. (MEB, Dinî
Terimler Sözlüğü, s. 173.)
İnsan, kendisine verilen akıl ve irade sayesinde alacağı kararlarda, yapacağı davranış-
larda serbest bırakılmıştır. Bunun sonucu olarak da yaptıklarından sorumlu kılınmıştır.


Cüzî irade: İnsana Allah tarafından verilen özgürlük; dileme, tercih etme kabiliyeti ve bu kabiliyetlerin tekil bir olaya bağlanmasıdır.
Küllî irade: Allah’ın iradesi, ilahi irade demektir. Her şeye hâkim olan, her şeyi içine
alan iradedir. Allah’ın istediğini istediği gibi dilemesi ve seçmesi anlamında Allah’ın mutlak ve sınırsız iradesi anlamında kullanılır. (Dinî Terimler Sözlüğü, s.173-174.)


3. KADERLE İLGİLİ KAVRAMLAR

Kader konusunun sağlıklı bir şekilde öğrenilmesi için bazı kavramların doğru anla-
şılması gerekir. Ecel, ömür, rızık, tevekkül, başarı, başarısızlık, sağlık ve hastalık bu kavramlardan bazılarıdır.


Ömür; insanın ve diğer canlıların doğumundan ölümüne kadar geçen zaman dilimidir. Ecel ise; Allah’ın (c.c.) takdir ettiği bu ömrün bitmesi, hayatın sona ermesidir. 

Rızık:İnsan ve diğer canlıların beslenip yaşayabilmeleri için yedikleri ve içtikleri her şey
rızık olarak adlandırılır. 


Tevekkül Kaderle ilgili kavramlardan birisi de tevekküldür. Tevekkül, kelime anlamı olarak
güvenme, bağlanma, vekil tayin etme, havale etme demektir. Terim anlamı ise insanın yapacağı işlerde kendisine düşen görevleri yapıp her türlü tedbiri aldıktan, yeterli ve gerekli
çalışmaları en güzel biçimde yerine getirdikten sonra sonucu Allah’tan (c.c.) beklemesidir. (MEB Dinî Terimler Sözlüğü, s. 365.)


İnsan yaptığı tercihleri sonucunda ya başarılı ya da başarısız olur. Bir tercih söz konusu olduğu için başarı veya başarısızlığın sorumluluğu insanın kendisine aittir. Başarılı olmak veya başarısız olmak kişinin alınyazısı değildir. Başarılı olmak kişinin
çalışmasının karşılığıdır. Çalışan insan başarılı olur, amacına ulaşır. 


Sağlık, Allah’ın (c.c.) insana bahşettiği nimetlerin başında gelir. İnsanın kaybettiğinde değerini anladığı nimetlerden başında sağlık gelir. Sağlığın değeri hastalığa yakalanınca anlaşılır.Hastalık, insanın sağlığının bozulmasıdır.

4. BİR PEYGAMBER TANIYORUM: HZ. MUSA (A.S.)

Hz. Musa (a.s.), Yüce Allah’ın (c.c.) insanlara elçi olarak görevlendirdiği peygamberlerden biridir. Hz. Musa (a.s.), Kur’an-ı Kerim’de adı en çok geçen peygamberlerden biridir. Dört büyük kutsal kitaptan biri olan Tevrat Hz. Musa’ya (a.s.), verilmiştir. Hz. Musa
(a.s.), Hz. Yakup’un soyundan olup İsrailoğullarına gönderilmiştir.
Hz. Musa (a.s.) Mısır’da doğdu. Eski Mısır’da krallara
Firavun adı verilirdi. Firavun,
Hz. İbrahim’in (a.s.) soyundan gelen İsrailoğullarına türlü işkenceler yapıyordu.


Firavun gördüğü bir rüya sebebiyle İsrailoğulları içinden yeni doğan erkek çocukların öldürülmesi emrini verdi çünkü Firavun’un rüyasını yorumlayan sihirbazlar, kâhinler
ve falcılar İsrailoğulları içinden dünyaya gelecek bir çocuğun onun krallığının yok olmasına sebep olacağını bildirmişlerdi.

Hz. Musa (a.s.) tam bu sırada dünyaya gelmişti. Annesi çok üzüldü. Yüce Allah
(c.c.) ona korkmamasını, üzülmemesini
ilham etti. Kalbine bir rahatlık verdi.

Kur’an’da bu durum şöyle anlatılır: “Musa’nın annesine, ‘Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktu-ğun zaman onu denize (Nil’e) bırak, korkma, üzülme çünkü biz onu sana
döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız’ diye ilham ettik.”
(Kasas suresi, 7.ayet.)


Hz. Musa’yı (a.s) emzirmek için sütannesi aramaya başladılar. Bu sırada olanları uzaktan takip eden Hz. Musa’nın (a.s.) ablası onlara annesini tavsiye etti. Allah (c.c.) Hz. Musa’yı
(a.s.) annesine tekrar kavuşturdu.

Hz. Musa (a.s.) Firavun’un sarayında büyüdü. Olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, Allah (c.c.) ona ilim ve hikmet verdi. Hz. Musa (a.s.) bir gün şehirde gezerken iki kişinin kavga etmekte olduklarını gördü. Hz. Musa (a.s.) onları ayırırken elinden bir kaza çıktı ve birinin ölümüne sebep oldu.

Hz. Musa (a.s.) bu olaydan sonra Medyen şehrine gitti. Orada bir su kuyusunun etrafında hayvanlarını sulayan insanlara rastladı.
Bu iki kızın babası Hz. Musa’yı (a.s.) evine davet etti. Aralarında bir anlaşma yaptılar.
Hz. Musa (a.s.) bu anlaşma gereği bu adamın yanında on yıl çobanlık yaptı ve kızlarından
biriyle evlendi. On yılı tamamlayınca Mısır’a geri dönmeye karar verdi.

Ailesiyle birlikte Medyen’den ayrılan Hz. Musa’ya (a.s.) Allah (c.c.) tarafından peygamberlik görevi verildi ve tebliğ için Firavun’a gitmesi emredildi.
Hz. Musa (a.s.) ve Hz. Harun (a.s.) birlikte Firavun’a gittiler.
Yüce Allah (c.c.), Hz. Musa’yı (a.s.) birtakım mucizelerle destekledi. Asâsı kocaman
bir yılan oldu. Elini koynuna sokup çıkarınca gözleri kamaştıran bir nur gibi parlayıverdi.
Bu mucizeler karşısında şaşkına dönen Firavun iman etmemekte direndi. Bunun üzerine
en ünlü sihirbazlarını toplayarak Hz. Musa’yı (a.s.) mağlup edebileceğini düşündü. Sihirbazlar Hz. Musa’ya (a.s.) karşı halkın önünde yarışa giriştiler.

Hz. Musa (a.s.), aldığı ilahi emre uyarak, bir gece kavmiyle birlikte gizlice Mısır’dan
ayrılarak Filistin’e doğru yola çıktı. Firavun bu durumu fark edince ordusuyla beraber Hz.
Musa (a.s.) ve İsrailoğullarını takip etmeye başladı. İsrailoğulları Firavun ve ordusunu
görünce korkmaya başladılar çünkü önlerinde deniz arkalarında ise arkalarında ise Firavun ordusu vardı

Firavun ise ordusuyla birlikte onların peşine düştü ve hepsi denizde boğulup gitti.
Hz. Musa (a.s.), hem resul hem nebidir. İhlas sahibidir.
Çocukluğundan itibaren
Allah'ın (c.c.) koruması ve gözetimi altında olmuştur. O, güvenilir ve şerefli bir elçidir.
Kardeşi Harun (a.s.) ile birlikte İsrailoğullarına gönderilen
bir peygamberdir. Hz. Musa
(a.s.) iman mücadelesinde sergilediği vakur, asil, sabırlı duruş ve kötülüklerle mücadele
konusunda hepimiz için güzel bir örnektir.


5. BİR AYET TANIYORUM: AYET EL- KÜRSİ VE ANLAMI

Okunuşu
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te’huzühû sinetün velâ nevm, lehû mâ
fis semâvâti ve mâ fil ard, men zellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih, ya’lemü mâ beyne eydî
him ve mâ halfehüm, ve lâ yühîtûne bi şey’in min ilmihî illâ bimâ şâ’, vesia kürsiyyühüs
semâvâti vel ard, ve lâ yeûdühû hifzuhümâ, ve hüvel aliyyül azîm.

Anlamı
Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla
Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. Onu ne bir
uyuklama tutabilir ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar onun ilminden, kendisinin dilediği
kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp
kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup
gözetmek ona güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.

Ayet el-Kürsi, Bakara suresinin 255. ayetidir. Adını, ayetin içinde geçen ve “taht, hü-
kümranlık, ilim, kudret” gibi manalara gelen kürsi kelimesinden almıştır. Bu ayet, İslam’ın özü ve özeti gibidir. Ayet el-Kürsi’de Yüce Allah’ın (c.c.) eşsiz sıfatları ve gücü anlatılmaktadır.


Ayet el-Kürsi’de öne çıkan mesajları şöyle özetleyebiliriz:
* Bu ayet, Yüce Allah’ın (c.c.) öz ismi ile başlar. O’nun vahdâniyeti (birliği, tekliği)
hem de İslâm’ın getirdiği imanın tevhid (Allah’ı birleme, bir bilme) özelliği açıklanmak
üzere “O’ndan başka tanrı yoktur” buyurulur.
* O, daima diridir, O’nun hayat sıfatı vardır.
* Bütün varlıkları görüp gözeten, yönetendir.
* Uyuklama ve dalgınlık gibi insana ait sıfatlardan uzaktır.
* Yerde ve gökte ne varsa O’na aittir. Alemlerin (yerin ve göğün) yaratanı da gerçek
sahibi de O’dur.
* Allah (c.c.) katında, O izin vermedikçe hiçbir kimse şefaat edemez.
* Allah’tan (c.c.) başka bütün şuur ve bilgi sahiplerinin bilgileri sınırlıdır, doğru da
yanlış da olmaya açıktır.
* O’ndan başka olmuşu, olacağı, gizliyi, açığı, geçmişi, geleceği, görüleni, gaybı bilen
yoktur.
* Kudreti yerleri ve gökleri içine alacak kadar geniştir.
* Kâinatı korumak, gözetmek ve yönetmek O’na güç gelmez.


Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) tarafından Ayet el-Kürsi’nin sabah akşam
dua olarak okunması da tavsiye edilmiştir. Ayrıca yatağına girerken onu okuyan kimseyi Allah’ın koruyacağı ve şeytanın ona yaklaşamayacağı  bildirilmiştir. İşte bu faziletleri sebebiyledir ki Ayet el-Kürsi’yi ifade ettiği anlamın farkında olarak sık sık okumalıyız. 



      



Yorumlar - Yorum Yaz
ANKET
COVİD-19 AŞISINDA EN ÇOK HANGİ ÜLKE AŞISINA GÜVENİYORSUNUZ?
DÖVİZ BİLGİLERİ
AlışSatış
Dolar7.79217.8233
Euro9.29239.3296
HAVA DURUMU
ZİYARETÇİ SAYISI
Aktif Ziyaretçi15
Bugün Toplam716
Toplam Ziyaret351719